Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
BORÇ HÜKÜMLERİ
Yazar Mesaj
kurtarıcı
Misafir

 
Mesaj: #1
BORÇ HÜKÜMLERİ
Müslümanlara ve özellikle de müminlere borç
vermek müstehap amellerdendir. Kuran’ı Kerim de
borç vermeye emrolunmuş ve borç vermenin Allah’a
borç vermek olduğu nitelenmiştir ve borç verene
bağışlanma vadesi verilmiştir. Hadislerde borç
vermek tavsiye edilmiştir. Resul-ü Ekrem'den (s.a.a)
rivayet edilen bir hadiste şöyle yer almıştır:
"Müslüman kardeşine borç veren kimse için
borç verdiği her bir dirheme karşılık, rızva
dağlarından olan Uhut dağı ve Sina dağı
ağırlığında mükâfat verilir. Kendisine borçlu olan
kimseye müsamahalı davranan kimse, sırat
köprüsünü hesap vermeden hızla geçer.
Kendisinden borç isteyen Müslüman kardeşine
borç vermeyen kimseye cennet haram olur."
İmam Cafer Sadık (a.s) ın şöyle buyurduğu rivayet
edilir; “Benim için borç vermem sadaka
vermemden daha güzeldir.”
Borçta akdin okunmasına gerek yoktur. Eğer
bir şeyi borç niyetiyle başka birine verir, o da aynı
niyetle alırsa, sahihtir.
Borç da müddet şartı koşulmamışsa veya
müddet dolduktan sonra, borçlu borcunu verirse
alacaklı kabul etmelidir.
Borç akdinde, borcun ödenmesi için belirli
bir zaman tayin edilirse, alacaklı, belirtilen vakit

gelmeden önce alacağını talep edemez. Fakat belirli
bir zaman tayin edilmezse, alacaklı istediği zaman
alacağını talep edebilir.
Borç veren kimse, borcunu ister ve borçlu da
verebilecek durumda olursa, hemen vermesi gerekir.
Eğer ertelerse günahkâr olur.
Kendisine uygun olan oturduğu ev, ev eşyası
ve ihtiyaç duyduğu diğer gerekli şeylerden başka bir
şeye sahip olmayan borçludan, alacaklısı alacağını
talep edemez; borcunu verebileceği zamana kadar
sabreder.
Borçlu olup borcunu ödeyemeyen kimse,
alış veriş yapabilirse ve kendisine zorluk da olmaz ise,
çalışıp borcunu ödemesi vaciptir.
mesele- Alacaklısına ulaşamayan kimse,
onun bulunmasından ümidi kesilmişse, borçlu olduğu
miktarı (onun adına) fakire sadaka verir ve farz ihtiyat
gereği bu iş için şer’i hâkimden izin almalıdır. Eğer
alacaklı seyit değilse müstehap ihtiyat gereği onun
alacağını seyide vermemelidir.
Ölen birinin malı onun kefen, defin ve
borçları gibi vacip harcamalarından fazla değilse,
varlığının bu masraflara harcanması gerekir, varislere
bir şey ulaşmaz.
Borç olarak alınan altın veya gümüş paranın
değeri düşerse, alınan miktar kadar geri verilmesi
yeterlidir, ama onun değeri yükselirse almış olduğu
miktarı vermelidir. Fakat her iki durumda da borçlu ve
alacaklı borç miktarından başkasına razı olurlarsa,
sakıncası yoktur.
Borç olarak alınan mal telef olmaz,
borçlunun yanında aynen mevcut bulunur ve sahibi de
onu isterse, müstehap ihtiyat gereği borçlu o malın
kendisini vermelidir.
Bir kimse, verdiği miktardan daha fazlasını
almak şartıyla birisine borç verirse, örneğin bir kilo
buğday mukabilinde bir kilo yüz gram buğday almayı
veya on yumurta karşılığında on bir yumurta almayı
şart koşarsa, bu iş faizdir ve haramdır. Hatta borç
alanın, borç veren kimse için bir iş yapması veya borç
olarak verilen şeye başka cinsten olan bir şeyin de ilave
edilmesinin örneğin, borç olarak alınan bin lira ile
birlikte bir kibritin de verilmesinin şart koşulması faiz
ve haramdır. Bunun gibi borç olarak verilen şeyin özel
bir şekilde örneğin, işlenmemiş altın mukabilinde
işlenmiş altın iade edilmesi şart koşulursa, yine faiz
olur ve haramdır. Ama herhangi bir şart söz konusu
olmaksızın borçlunun kendisi borç olarak aldığı
miktardan fazlasını verirse, sakıncası olmadığı gibi
böyle yapması müstehaptır da.
Faiz vermek faiz almak gibi haramdır.
Borçlanma olayı ise sahihtir. Faizli borç alan aldığına
malik olur, ama onda tasarruf etmemesi ihtiyattır.
Buğday ve benzeri şeyleri faizli olarak borç
alır, onunla ziraat yaparsa, elde etmiş olduğu mahsule
maliktir, ama onda tasarruf etmemesi ihtiyattır.

Bir elbise alınır, faiz veya faizli parayla
karışan parayla elbisenin borcu ödenirse, elbiseye
malik olur. Onu kullanmasının ve onunla namaz
kılmasının sakıncası yoktur ve aynı şekilde elbiseyi
alırken satana, bu elbiseyi faizli parayla alıyorum
derse, hüküm aynıdır, elbette o elbiseyi kullanmaması
ihtiyattır.
İnsan, birisine bir miktar para verir, başka
bir şehirde ondan taraf verdiği miktardan daha az
alırsa, sakıncası yoktur. Buna serfi berat denir.
İnsan, birkaç gün sonra başka bir şehirde
daha fazla almak üzere bir kimseye bir miktar para
örneğin, on gün sonra başka bir şehirde 1000 lira
almak üzere 990 lira verirse, faize girer ve haramdır.
Fakat fazla alan kimsenin buna karşılık bir mal
vermesi veya (fazla veren kimse için) bir iş yapması
suretinde fazlalığı almanın sakıncası olmaz.
Altın, gümüş dışında veya tartılan ve ölçülen
dışında, insanın bir başkasından alacağı olursa, onu
nakit olarak daha az bir miktara borçluya veya bir
başkasına satabilir. Ama alacak banknot olursa onu
aynı banknot cinsinden daha aza satması sakıncalıdır,
ama başka bir cinsten olursa örneğin, lirayı dolar
karşılığında satmak sakıncalı olmaz. Yine aynı şekilde
borçlu olandan alacağı miktardan biraz düşerek geri
kalanı nakit olarak alabilir
.
01-29-2009 01:53 PM
Alıntı Yaparak Cevapla
[KaiM] Çevrimdışı
Senior Member
****

Mesajlar: 372
Katılma Tarihi: Jan 2009
Rep Puanı: 3
Mesaj: #2
RE: BORÇ HÜKÜMLERİ
Allah razı olsun..

Ali hak iledir, Hak da Ali ile. Hak Ali ekseninde döner...
01-29-2009 09:32 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
genç_zeynebiyeli Çevrimdışı
Super Moderator
******

Mesajlar: 1,641
Katılma Tarihi: May 2012
Rep Puanı: 1
Mesaj: #3
RE: BORÇ HÜKÜMLERİ
Bir insan borç verdiği birine borcunu geri almak için tanıdığı müddet süresince o verdiği borç miktarı kadar hergün kendisine sevap yazılır.
(Hadisi tam aklımda tutamadım)

Ay battı, subh açıldı, Zeyneb nevâya geldi..
Zehra dedi, "Huseyn vay!" alem sedâya geldi...
01-30-2009 09:01 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla