Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HZ.ABBAS(a.s)
Yazar Mesaj
[KaiM] Çevrimdışı
Senior Member
****

Mesajlar: 372
Katılma Tarihi: Jan 2009
Rep Puanı: 3
Mesaj: #1
HZ.ABBAS(a.s)
Hz.ABBAS(a.s)
Hicri Kameri 4 Şaban 26. senesinde Hz. Ali (a.s) evladının doğum haberi ile oğlunu kucaklamak için büyük sevinçle ona gitti. Bebeği kucaklayınca yüzünün ay parçası gibi parladığını fark etti. Hz. Ali'nin (a.s) melekuti Allah Ekber diyen sesi bebeğin kulağında çınladı ve Abbas adını bebeğe uygun gördü. Emir'ul Müminin eşine baktı, Hz. Zehra (s.a)'nın vefatı ardından kardeşi Akil'den, kendisi için soylu ve cesur ailelerden bir eş önermesini istediği günleri hatırladı. Akil Arap kabilelerini iyi tanıyordu, bu yüzden Golabiye kabilesinden Fatıma'yı Ali için uygun gördü.
Hz Abbas ın Annesi Ümmül Benin’in anlattıklarına göre; Yavrum Abbas daha küçük bir çocukken bir gün babası Hz Ali Onu kucağına almış; ellerini, kollarını öpmüş; sonra da ağlamıştı. Onu bu halde görünce yüreğim yandı, ciğerim parçalandı. Zira, ömrüm boyunca güzel ve şirin bir yavruyu kucağına alıp da ağlayan bir baba ne görmüş, ne de duymuştum. Kendi kendime; “Bunun bir sebebi olmalı” dedim. Bu yüzden Hz Ali ye dönerek niçin ağladığını sordum. Hz Ali bir yandan ağlıyor, bir yandan da cevap veriyordu: “Bu yavrumun kolları Hüseyin’ime edeceği yarenlik uğrunda kesilecek” Kollarının kesileceği haberini alır almaz dayanamayıp feryat ettim. Benimle birlikte ev halkı da ağladı, sızladı. Hz Ali bizi bu halde görünce ikinci ama, güzel bir haberle bize teselli verdi: “Bilesiniz ki gözümüzün nuru Abbas, Hak Teala katında yüksek derecelere sahip olacak. Hak Teala, daha önce kardeşim Cafer’e (Cafer-i Tayyar) nasıl iki kanat hediye ettiyse, ona da iki elinin karşılığı olarak iki kanat bağışlayacak ve Abbas da bu kanatlarla, cennette meleklerle birlikte uçacak!

Saygın ve soylu aileden ve dindar olan bu hanım daha sonra Umm’ül Benin olarak lakaplandırıldı. Hz. Ali (a.s) ve Umm’ül Benin'in evlatlarının her biri kemal ve cesaret örneği olarak tanınıyorlardı, fakat Hz. Abbas (a.s) onların en öne çıkanıydı.

Nakledilen rivayetlerde Hz. Abbas'ın (a.s) güzel siması o hazreti “Kameri Beni Haşim” ( Beni Haşim kabilesinin ayı ) olarak çağrılmasına sebep oldu. Uzun selvi boyulu olması her kes tarafından biliniyordu. Çehresinden ihlâs, Allah'a kulluk ve faziletin yüceliği okunuyordu. Hz. Abbas'ın (a.s) değerli babası Hz. Ali (a.s) ile beraber geçirdiği 14 yıl, kendisine hayatın çeşitli kademelerinde ve şartlarında o hazretin yüce marifet ve bilgisinden yararlanma imkânını sağladı. Ayrıca büyük kardeşleri imam Hasan (a.s) ve imam Hüseyin (a.s) ile hayatın engebeli ve zor yıllarında birlikte hareket etmesi Abbas'ın (a.s) manevi şahsiyet ve faziletlerinin gelişmesinde son derece etkili oldu.

Hz. Ali'nin (a.s), “Babaların oğullarına bırakacakları en değerli miras kemal ve edeptir.” diyen nağmeli sesi her zaman Hz. Abbas'ın kulaklarında çınlıyordu. Bu yüzden baba mektebinde en yüce değerleri öğrenerek kemale erdi. Abbas (a.s) hayatında her zaman büyük ve yüce değerlere ulaşmayı hedefledi ve sadece Allah'ın rızasını sağlamak için yaşadı. Hz. Ali'nin, “Senin en iyi sahaben seni ahirete gönül bağlamanı sağlayan, dünyada takvaya zorlayan ve Allah'ın emrini yerine getirmende sana yardım edendir." sözünü hep dikkate alır ve kendine hayat dersi olarak kabul ederdi.

Hz. Abbas (a.s) İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in değerli Ehl-i Beyti’nin kemalatından ilham alarak ilmin en yüksek seviyelerine ulaşmayı başardı. Nitekim İmam Cafer Sadık (a.s) bu hususa temasla şöyle buyuruyor: "Amcamız Abbas güçlü iman ve derin bakış açısına sahipti." Tarihin de tanıklık ettiği gibi Müslümanlar ilmi sorunlarını çözmek için çoğu kez o hazrete başvuruyorlardı.

Hz. Abbas, Ebulfazl olarak da tanınıyor. O hazretin en bariz özelliği fedakârlığı ve vefakârlığıydı. Vefakârlık ve vefadan olmak insan ruhunun gelişmesi ve yücelmesinin göstergesidir. O hazret bu özellikte herkesten daha üstündü. Hz. Ebulfazl'ın (a.s) İslam'a olan bağlılığı ve vefakârlığı, İslam’ın Emevi hanedanı tarafından tahrif edilme ve yok olma tehlikesine düştüğünde, İslam'ı bu durumdan kurtarmak ve kendi dini vazifesini yerine getirmek için kıyam eden değerli kardeşi ve Cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin (a.s) ile birlikte kanlı Kerbela savaş meydanında İslam yolunda yiğitçe savaşarak kendi hayatını bu uğurda feda etmek pahasına Allah dini ve hükümlerinin yok olmasını engellemeyi başardı.

Hz. Ebulfazl'ın (a.s) yaşamındaki bariz özelliklerinden belki de en önemlisi, Hz. İmam Hüseyin'e (a.s) olan aşırı sevgi ve bağlılığıydı. İmam Hüseyin'de (a.s) karşılıklı olarak kardeşini sever, saygı duyardı. Bu duygunun en bariz şekilde tecelli ettiği yer Kerbela savaş meydanıydı. Hz. Abbas (a.s) İmam Hüseyin'in (a.s) bayraktarıydı. O hazret iman, sabır ve cesareti sayesinde zorluklara göğüs gererdi. Düşmanları onun heybeti karşısında titrerken, savunmasız kadın ve çocuklar onun varlığından huzur bulurdu. Hakikat, adalet ve Allah'ın dinini savunmaktan başka hedefi olmayan bu yüce şahsiyet gönlünü Allah'a sevgi ile süslerken güç ve iktidar olma sevdasını kalbinden tamamen silip attı.

Hz. Abbas, tepeden tırnağa silahlarla kuşanmış düşman ordusuna hitaben kendi hedef ve ülküleri hakkında şöyle diyordu:

"Allah'ı arayan kalbim ölüm korkusuyla sarsılmaz. Ne yazık; biraz düşünüp benim soyuma dikkat etseydiniz, teslim olmamı beklemezdiniz. Ben Ali'nin oğluyum ve bilin ki Allah'a tevekkül eden yürek ölümden korkmaz."

Hz. Abbas'ın (a.s) Kerbela'da sergilediği cesaret ve yiğitlik tarih belleğinden asla silinmez. Kasvetli düşman acımasızca suyu İmam Hüseyin (a.s) ve Ehl-i Beyt'inden kesince, Ebulfazl tek başına düşman ordusuna saldırıp onların saflarını yararak yiğitçe Fırat nehrine ulaşmayı başarmıştı. Susuzluktan takati kesilen Ebulfazl (a.s), İmam Hüseyin (a.s) ve Ehl-i Beyt'ini susuzluktan acı çekerken tek bir yudum su bile içmeden, su testisini suyla doldurdu. Fakat doldurduğu suyu düşman askerlerinin kasaveti ve acımasızlığı sonucu İmam Hüseyin (a.s) ve Ehl-i Beyt'ine ulaştıramadı. Ebulfazl bu yolda şehit olarak cesaret ve fedakârlığın en güzel örneklerini sergiledi. İmam Seccad (a.s) Hz. Ebulfazl'ın (a.s) konumu hakkında şöyle buyurmaktadır: "Amcam Abbas'ın ahiretteki konumu tüm şehitlerin gıpta edeceği kadar yüce ve yüksektir."
O kerbelada hak yolda iki kolunu ve tüm vücudunu feda etmiş bir YİĞİT,bir KAHRAMAN dır.

Ali hak iledir, Hak da Ali ile. Hak Ali ekseninde döner...
(Bu Mesaj 01-28-2009 11:38 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : [KaiM].)
01-28-2009 11:38 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
genç_zeynebiyeli Çevrimdışı
Super Moderator
******

Mesajlar: 1,641
Katılma Tarihi: May 2012
Rep Puanı: 1
Mesaj: #2
RE: HZ.ABBAS(a.s)
ESSELAM-U ALEYKE EY KAMERİ BENİ HAŞİM

Selam olsun sana Aşura gününde Huseyn'in yüzünü Cennete değiştiren ABBAS'a

Ay battı, subh açıldı, Zeyneb nevâya geldi..
Zehra dedi, "Huseyn vay!" alem sedâya geldi...
01-29-2009 09:37 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
kurtarıcı
Misafir

 
Mesaj: #3
RE: HZ.ABBAS(a.s)
selam olsun o abbasa ki huseyni tek bırakmadı. alemleri yasa boğan o günde hüseynin yanındaydı
01-29-2009 12:18 PM
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla