EHL-I BEYT İMAMLARI VE HZ. HÜSEYİN'E (a.s) AĞLAMAK Hüseyin; kurtuluş gemisi ve hidayet meşalesidir. 1- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):
"Her kim benim gibi yaşamak, benim gibi ölmek ve Allah'm bana vadettiği Adn cennetine girmek istiyorsa, benden sonra AM ibn-i Ebu Talib'e (a.s) ve onun soyundan olan vasilere uysun, onlari kendine imam ve veli edinsin. Onlar benim toprağımdan (ve nurumdan) yaratılmış benim hanedammdirlar.
Ummetimden onlara düşman olanlari, fazilet ve üstünlüklerini inkâr edenleri, akrabalık bağımı onlar hakkında gözetmeyip, onların ziyaretinden yüz çevirenleri, Allah'a şikayet ederim. Andolsun
Allah'a ki oğlum Hüseyin, benden sonra öldürülecektir; Allah benim sefaatimi onun katillerine nasib etmesin."
2- Jbn-i Abbas (r.a), Hz. Resulullah'm (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Hüseyin bendendir ve benim oğlum, kardeşinden (Hasan'dan) sonra halkin en üstünüdür. Hüseyin müslümanların imamı, mü'minlerin mevlası, Allah'ın halifesi, imdat çağıranların yardımcısı, sığınanların sığınağı ve Allah'ın tüm halkına hüccetidir.
0, cennet ehli gençlerin efendisi ve iimmetin kurtuluş kapısıdır. Onun emri benim emrimdir, ona itaat bana itaattir. Her kim ona uyarsa bendendir ve her kim ona muhalefet ederse benden değildir.
Ben onun yanima ve haremime sığındığını, oradan da üzüntü ve bela, ölüm ve fena yeri olan ölüm yerine doğru göçtüğünü görür gibiyim.
Ona müslümanlardan ancak az bir grubu yardımda bulunacak ki onlar, kıyamet günü benim ümmetimin şehitlerinin efendileridirler. Mızrakla atından düşürül-düğünü ve koyun kesilir gibi başının kesildiğini görür gibiyim."
Ibn-i Abbas devaminda diyor ki:
"Daha sonra Resulullah (s.a.a) ağladı, onun ağlamasıyla yamnda bulunan ashabi da a gl a may a başladı, öy/e ki sesleri yükseldi. Sonra Resul-i Ekrem (s.a.a) dua ederek şöyle buyurdu:
96
"Allah'ım, Ehl-i Beyt'imin benden sonra başlarına gelenleri ve karşılaşacakları musibetleri sana şikayet ediyorum."
97
3- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):
"Şüphesiz Hüseyin'in katlinden dolayı, mü'min-lerin kalbinde asla soğumayacak bir sıcaklık vardir."
4- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):
"Ümmetimden benim dinime mensup olduklarim sananlar olacak ki, benim evladımın faziletlilerini, soyumun temiz ve iyilerini öldürecek, dinimi ve sünnetimi değiştirecek, geçmişteki yahudilerin Yahya ve Zekeriya'yi öldürdüğü gibi, onlar da yavrularim olan Hasan ve Hüseyin'i öldüreceklerdir. Bilin ki Allah, yahudileri lanetlediği gibi, onlara da lanetini yağdıracaktır. Kıyamet gününden önce onlarin (yo-lunu takip eden) nesillerine ise, Mazlum Hüseyin'in soyundan, hidayet iizere olan Mehdi'yi musallat kilarak dostlarimn kılıcıyla onlari cehennem ateşine atıp yakacaktir.
Allah'm laneti, Hüseyin'in katillerine, katillerini sevenlere, onlara yardimda bulunanlara ve takiyye olmaksızın onlara lanet okumaktan çekinenlere olsun. Allah'm salat ve rahmeti ise, şefkat ve merhametle Hüseyin'e ağlayanlara, düşmanlarına lanet okuyan, kin besleyen, kalbini onlara karşı gazap ve öfkeyle dolduranlara olsun. Bilin ki,
98
Hüseyin'in katline razı olanlar, katillerinin (Hüseyin'i öldürdükleri suçta) ortağıdırlar. Hüseyin'in katilleri, yardımcıları, dost-ları, onların yoluna uyan takipçileri Allah'ın dininden uzaktırlar..."
99
100
5- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Allah'a hamdolsun ki insanlar içinde, bize yönelen, bizi metheden ve bizim için mersiye okuyan kimseleri var kılmıştır."
6- imam Ali (a.s):
"Allah-u Teâla, yeryüzüne nazar buyurdu (bakti) bizi seçti ve bizim için de şiilerimizi seçti. Şiilerimiz bize yardım eder, sevincimizle sevinir ve hüznümüzle de hüzünlenirler, mallarım ve canlarim bizim yolumuzda feda ederler. İşte onlar bizdendir ve bize dönerler."
7- Mesme Kurdin şöyle rivayet etmiştir:
"Imam Cafer Sadik (a.s) bana "Ey Kurdin, acaba Hz. Hüseyin'in (a.s) başına gelen musibetleri hatirhyor musun?" dedi. Ben de "Hatirhyorum." dedim. Imam "0 zaman üzüntü duyup ağlıyor musun?" dediğinde "Evet vallahi ağlıyorum, bu halimden ailem bile haberdar oluyor. Ağlama yüzünden yemek bile yiyemiyorum; öyle ki bu durumum yüzümden anlaşılıyor." dedim. imam Sadik (a.s) ise şöyle buyurdu:
"Allah senin göz yaşlarını esirgesin. Bil ki, sen bizim sevincimizle sevinen, hüznümüzle
101
hüzünlenen, bizim sevinç ve üzüntüde korku ve güvenimizi paylaşanlardansın. Sen ölüm zamanında babamın,
başının ucuna gelip ölüm meleğine senin hususunda tavsiye etmesine, ölümünden önce seni sevince boğacak müjdeler vermesine şahit olacaksın. Göreceksin ki ölüm meleği sana karşı, şefkatli bir annenin çocuğuna olan şefkatinden daha merhametli davranacaktır."
Sonra İmam Sadık (a.s) ağladı ve ben de onunla birlikte ağladım. Sonra İmam dedi ki:
"Ey Mesme, Emir-ul Mü'minin Ali'nin (a.s) şehadetinden bu yana, yer ve gök bize ağlıyorlar. Bize ağlayan meleklerin sayısı ise daha fazladır. Bize ve bizlerin başına gelenlere aciyarak ağlayan herkesin henüz gözünden yaş çıkmadan Allah ona acır. Yanaklarının üzerine akan göz yaşı damlalarından bir damlası cehenneme düşecek olursa, onun ateşini söndürür, öyle ki artık sıcaklığı kalmaz.
Kalbi bize acıyan insan, ölüm zamanı bizi görmekle öylesine sevinir ki bu sevinci, Kevser havuzunda bize kavuşuncaya kadar kalbinde sâbit kalır. Kevser havuzu, bizi sevenlerin gelmesiyle sevinir ve ondan içen dostumuz beklemediği tatları alır..."
8- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Bize yapılan zulme mahzun olan kimsenin her
104
nefesi tesbihtir; üzüntüsü ibadettir ve bizim simmizi gizlemek, Allah yolunda cihattir."
Sonra Imam (a.s) şöyle buyurdu: "Bunu altmla yazmak gerek."
9- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Bizim için ağlayan her göz, Kevser havuzuna bakmakla nimetlenir ve (sahibi) ondan sirab olur (susuzluğunu giderir)."
10- İmam Rıza (a.s):
"Bizim musibetimizi yâd eden ve mazlumiyetimize ağlayan kimse, kıyamet günü bizimle beraber bizim derecemizde olur. Kimin yanında musibetimiz anlatılır ve ağlar, diğerlerini de ağlatırsa, bütün gözlerin ağlayacağı günde, onun gözü ağlamaz. Bizim emrimizin (velayet ve imametimizin) ihya edildiği bir mecliste oturan kimsenin kalbi, kalplerin öleceği günde ölmez."
11- İmam Muhammed Bakir (a.s):
"Her kim bizi hatırladığında veya onun yanında anıldığımızda, gözlerinden sinek kanadı miktarınca bile olsa göz yaşı akarsa, Allah ona cennette bir ev bina eder ve bu göz yaşını onunla cehennem arasında hicab ve engel kılar."
12- İmam Zeyn-ul Abidin (a.s):
"Bir mü'minin gozlerinden Hz. Hüseyin'in (a.s) şehadeti için göz yaşı yanaklarma doğru akarsa, Allah onu uzun süre boyunca yerleşip kalacağı cennet odalarına yerleştirir. Düşmanlarımız tarafından bizlere edilen zulüm ve eziyetlerden dolayı yanaklarına akacak şekilde ağlayan mü'mini Allah, cennetteki doğruluk yerine (makamına) yerleştirir. Allah, kıyamet günü bizim için eziyete katlanan ve bir musibet sonucu yanaklarını ıslatacak şekilde gözlerinden yaş akıtan şahsın yüzünden, eziyetleri giderir, onu kendi gazab ve ateşinden uzaklaştırır."
13- İmam AM Rıza (a.s):
"Cahiliye devri araplarının bile savaşı haram bildiği Muharrem ayinda bizim kanlarımız akıtılıp, Hürrmetimiz çiğnendi, çocuklarımızla kadınlarımız esir edildi. Çadırlarımız yıkılıp yakıldı, bütün mal varlığımız yağmalandı ve Resulullah'ın (s.a.a) hürmeti O'nun yakınları olan bizler hakkında gözetilmedi.
Hz. Hüseyin'in başına gelen hadise (Aşura günü hadisesi), yüreklerimizi parçalamış, yaralarımızı kanatmış, göz yaşlarımızı akıtmış, azizimizin Kerb (üzüntü) ve Bela çölünde Hürrmetinin çiğnenmesine ve haşre dek keder ve belanın üzerimize çökmesine vesile olmuştur. Ağlayanlar, İmam Hüseyin (a.s) gibisine ağlasınlar ki O'na ağlamak, büyük günahları yokeder."
110
Sonra Imam Riza (a.s) şöyle devam etti: "Babam (Imam Musa Kazım)'ın Muharrem ayi girdiğinde, artık güldüğü görülmezdi ve üzüntü ona galebe ederdi. Muharrem'in onuncu gününe kadar durumu hep böyleydi. Onuncu gün (Aşura) olduğunda, o gün O'nun musibet ve ağlama günü olurdu ve '6u, Hüseyin'in (a.s) şehid edildiği gündür' derdi."
14- Ebu İmare diyor ki:
"Hz. İmam Cafer Sadık'ın (a.s) yanında İmam Hüseyin'in (a.s) adı anıldığı gün, akşama kadar bir defa bile güldüğüne hiç bir zaman rastlanılmadı." Ve buyururdu: "Hüseyin'i anmak, her mü'minin gözünün yaşını akıtır."
15- İmam Cafer Sadık (a.s):
"İmam Hüseyin'i (a.s) şehit ettiklerinde, melekler ağlar oldular ve Allah-u Teâla'ya arzettiler ki: "İlahi, Hüseyin senin seçtiğin (imam ve hüccetin)dir, Resulünün kızının oğludur." Allah-u Teâla Hazret-i Gâim-i Al-i Muhammed'in (Hz. Mehdi'nin) gölgesini onların gözleri önüne serdi ve buyurdu ki: "Bunun vesilesi ile onun katillerinden intikam alacağım."
16- Hz. imam Mehdi (a.f), Nahiye-i Mukaddese adlı Ziyaretnamede imam Hüseyin'e (a.s) hitabederek şöyle buyurmuştur:
"Sabahlar ve akşamlar (her zaman) sana (ve musibetine) göz yaşı dökerim. (Eğer göz yaşım kurursa) göz yaşı yerine kan ağlarım."
17- All a me Meclisi "Bihar-ul Envar" adlı kitabında şöyle nakletmiştir:
"Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a), kızı Hz. Fatıma'ya (s.a) oğlu Hz. Hüseyin'in (a.s) şehid edileceğini bildirince, Hz. Fatıma (s.a) şiddetle ağlar ve der ki; "Babacığım, bu ne zaman gerçekleşecek?" Hz. Resulullah (s.a.a) "Benim, senin ve Ali'nin (hayatta) olmadığı bir zamanda." buyurur. Hz. Fatıma'nın (s.a) ağlaması şiddetlenir ve der ki; "Peki kim O'na matem tutar?" Hz. Resulullah (s.a.a) buyurur ki:
"Ya Fatıma, ümmetimin kadınları Ehl-i Beyt'imin kadinlarma ve erkekleri de Ehl-i Beyt'imin erkeklerine ağlarlar. Nesiller boyu her sene ve her asirda matem tutarlar. Kiyamet olduğunda ise sen kadmlara, ben de erkeklere şefaat ederim. Onlardan herkim Hüseyin'in (a.s) musibetlerine ağlamışsa, elinden tutar ve onu cennete götürürüz."
Daha sonra Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ya Fatıma, kıyamet günü bütün gözler aglayacaktir; Hüseyin'in musibetlerine ağlayan göz hariç; o göz sevinçli olur ve cennet nimetleri ile müjdelenir."
18- Şeyh Keşşi "Rical" adlı kitabında Zeyd-i Şahham'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Bir ğün b'ız Kufe'li olan bir cemaatle birlikte İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzurundaydik. 0 sırada İmam'ın ashabından olan Cafer ibn-i Affan içeriye ğirdi. İmam Cafer Sadik (a.s), onu sayğı ile yanına oturttu ve sonra "Ey Cafer," dedi. 0 "Evet, sana feda olayım." diyerek karşılık verdi. İmam Sadık, "Ben senin Imam Hüseyin (a.s) hakkında şiir ve mersiyeler okuduğunu ve bu işte başarılı olduğunu duydum." Cafer "Evet ey kurban olduğum, duyduğunuz doğrudur." dedi. Imam Sadik (a.s): "Öyle ise oku." dedi.
Cafer ibn-i Affan okumaya başladi; Imam Cafer Sadik (a.s) ve o mecliste bulunanlar ağlamağa başladılar. İmam Cafer Sadik (a.s) o kadar ağladı ki, mübarek ğöz yaşları yüzüne ve sakalına aktı. Daha sonra Cafer'e dönerek şöyle buyurdu:
"Ey Cafer, Allah'a and olsun ki, Mukarreb (Allah'a en yakın) melekler buradaydılar; bizim gibi onlar da senin Imam Hüseyin (a.s) hakkında okuduğun sözleri (ağıtı) dinlediler ve bizden daha fazla ağladılar.
Ey Cafer, Allah-u Teâla, (mersiye okuduğun için) cenneti bütün nimetleri ile baştan başa sana farz kıldı ve senin günahlarını bağışladı."
119
Sonra Imam (a.s) "Ey Cafer," dedi "daha da artirayim mi?" Cafer, "Evet efendim" dedi. imam Sadik (a.s) buyurdu ki:
"Her kim Imam Hüseyin (a.s) hakkında şiir okur, ağlar ve başkalarını da ağlatırsa, Allah Teâla bundan dolayi cenneti ona hak kilar ve onu bağışlar."
19- Davud Riggi diyor ki:
"imam Cafer Sadik'm (a.s) huzurunda idim. Su istedi, ğetirildiğinde, suyu içtikten sonra ğözleri yaşardı ve ağladı. Sonra bana şöyle buyurdu:
"Ey Davud, Allah (c.c) Hüseyin'in (a.s) kâtiline lanet etsin. Her kim su içtiğinde Imam Hüseyin'i hatirlar ve O'nun kâtiline lanet okursa, Allah-u Teâla ona (mükâfat olarak) yüzbin sevap yazar, yüzbin günahını affeder, onun makamini yiizbin derece yükseltir ve o, gerçekten Allah yolunda yüzbin köle azad etmiş gibi olur; (her kalbin ateş içinde olduğu günde) Allah onun kalbini serinlikle dolu bir halde haşreder."
20- Muaviyet-ibn-i Vaheb, imam Cafer Sadik'm (a.s) namazdan sonra şöyle dua ettiğini naklediyor:
"Allah'im, Eba Abdillah-il Hüseyin'in kabrine yönelen yüzlere (ve yüzlerini o kabre siirenlere) kendin rahmeyle. Bize acıyıp, gözlerinden yaş
122
akıtan gözlere acı. Bizim için tutuşup yanan ve hüzünlenen kalpleri esirge. Bizim yolumuzda edilen feryat ve sizlamalara merhamet et."
21- Hz. Imam Rıza (a.s), Muharrem ayinin ilk gününde yanına gelen Reyyan ibn-i Şebib'e şöyle buyurdu:
"Ey Şebib oğlu, cahiliye arapları bile Muharrem ayinin Hürrmetini gözetir ve bu ayda savaş ve zulmii yasak bilirlerdi. Oysa bu iimmet, ne bu aym ve ne de kendi peygamberlerinin Hürrmetini gözettiler. Onlar bu ayda Peygamber'in (s.a.a) soyundan olan birisini öldürdüler ve bu aileye mensup kadınları esir aldilar, varhklarini yağmaladılar. Allah, bu gunahlarmi affetmesin!.
Ey Şebib oğlu, birine ağlayacak olursan AM ibn-i Ebi Talib oğlu Hüseyin'e (a.s) ağla! Onun başını bir koçu keser gibi kestiler ve bunun yanısıra ailesinden dünyada benzerleri olmayan on sekiz yiğidi de öldürdüler. Yedi kat gök ve yer onun ölümüne ağladı. Dört bin melek gökten ona yardım etmek için izin istediler, ama yere inince (ilahî takdir gereği) Hz. Hüseyin'in şehit edildiğini gördüler.
Bu melekler, Hz. Mehdi'nin (a.f) kiyamma kadar perişan, toz-toprak içinde mahzun bir halde Hz. Hüseyin'in türbesi etrafında bulunacaklar. Bunlar Hz. Mehdi (a.f) kiyam edince, onun ashabi arasında yer alırlar. Bunların şiarları "Ya le sarat-il Hüseyin" (Hüseyin'in kanının dâvacıları) olacaktır.
125
Ey Şebib oğlu, babam babasından, o da büyük babasından rivayet etmiştir ki: "Hz. Hüseyin şehit olduğunda, ğökten kan ve kırmızı toprak yağdı."
Ey Şebib oğlu, Hz. Hüseyin'e (a.s) gözünün yaşı yanaklarına dökülecek şekilde ağlarsan, Allah senin ister büyük olsun ister küçük, ister az olsun ister çok bütün günahlarını bağışlar.
Ey Şebib oğlu, eğer Allah'ın huzuruna hiç bir günahın olmadan çıkmak istiyorsan, Hz. Hüseyin'in (a.s) kabrini ziyaret eyle.
Ey Şebib oğlu, Peygamber-i Ekrem'le (s.a.a) birlikte cennet odalarma yerleşmek istiyorsan, Hz. Hüseyin'in kâtillerine lanet oku.
Ey Şebib oğlu, Imam Hüseyin'le (a.s) birlikte şehit düşenlerin sevabı kadar sevab elde etmek istiyorsan, Hz. Hüseyin'i (a.s) hatırladığında "Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da yüce makama erişseydim." de.
Ey Şebib oğlu, cennetin yüce derecelerinde bizimle birlikte olmak istiyorsan, bizim üzüntümüzle sen de mahzun ol, sevincimizle sen de sevin ve bizim velayetimize sarıl (bizi kendine veli ve imam bil). Zira birisi gönlünü bir taşa bile kaptırırsa, Allah-u Teâla onu kıyamet günü o taşla birlikte haşreder."
22- Hz. İmam Cafer Sadık'ın (a.s) ashabmdan olan Abdullah ibn-i Fazl şöyle rivayet ediyor:
128
"imam Cafer Sadik'a (a.s) dedim ki: "Niçin Aşura günü; musibet, ağlama sızlama ve üzüntü günü oldu da Resulullah'ın (s.a.a) Allah'ın rahmetine kavuştuğu gün, Hz. Fatıma'nın (a.s) şehadete erdiği gün, Hz. Ali'nin (a.s) şehid edildiği gün ve Hz. Hasan'ın (a.s) şehadetiyle sonuçlanan zehirlendiği gün böyle olmadı?"
İmam Sadık (a.s) cevapta şöyle buyurdu: "Hüseyin'in (a.s) şehid edildiği günün musibeti, (saydığın) diğer günlerden daha büyüktür. Çünkü Allah'ın en üstün kulları olan "Ashab-ı Kisâ" bu beş zattan ibaretti.
Resulullah (s.a.a) vefat ettiğinde, halkın acılarını paylaşıp teselli bulabilecekleri ve baş vurabilecekleri dört zat kalmıştı. Böylece birisi Allah'ın rahmetine kavuşsa dahi bir diğerinin hayatta olmasi herkes için teselli kaynağıydı.
Fakat Hz. Hüseyin (a.s) katledildiğinde, halkın acılarını dindirecek Ashab-ı Kisâ'dan hiç kimse kalmamıştı. Bu yüzden onun gitmesi hepsinin gitmesi, nitekim kalması da onların hepsinin kalması demekti. Işte bunun içindir ki Eba Abdillah-il Hüseyin'in (a.s) şehid edildiği günün musibeti, diğerlerinin musibetinden daha büyük ve daha ağırdır."
23- İmam AM Rıza (a.s):
"Her kim Aşura gününü kendine musibet, hüzün
131
ve ağlama günü edinirse, Allah (c.c) kıyamet
gününü ona neşe ve sevinç günü kılar. Her kim
Aşura günü (yas tutma amacıyla) kazancı (çalışmayı) terkederse, onun dünya ve ahiret hacetleri ile ilgili duaları kabul olur. Her kim Aşura gününü musibetle, hüzünle ve ağlamakla geçirirse, Allah-u Teâla kıyamet gününü onun için kurtuluş, sevinç günü kılar ve bizi cennetlerde gormekle gözü aydınlanır.
Ve Her kim Aşura gününü bereket (bayram) günü bilir ve evinde herhangi birşey biriktirir ve evine bir şey alırsa, Allah biriktirdiği şeyi ona mübarek kılmaz ve kıyamet günü ise Yezid, Ubeydullah ibn-i Ziyad ve Ömer ibn-i Sa'd (Allah'ın laneti onlara olsun) ile mahşere getirir ve cehennemin en alt tabakasında ona yer verir."
24- Ibn-i Abbas rivayet etmiştir ki:
"Hz. Ali (a.s), Resulullaha (s.a.a); "Ya Resulallah, sen Akil'i seviyor musun?" dedi. 0 da "Evet, ben onu iki açıdan seviyorum." dedi "Biri onun kendisi için, biri de Ebu Talib'in onu sevdiği için. Onun oğlu, senin oğlunun muhabbeti üzere şehid olacaktır. Mü'minlerin gözleri onun (Hüseyin) için yaşaracak ve mukarreb melekler ona salat ve selam gonderecektir."
Sonra Resulullah (s.a.a), ğözlerinin yaşı ğöğsüne dökülecek şekilde ağladı. Daha sonra
"Yakınlarımın benden sonra uğrayacakları eziyet ve zulümleri Allah'a şikayet ederim." dedi."
25- Hz. Imam Muhammed Bakır (a.s), Aşura günü Hz. Hüseyin'in (a.s) ziyaretine gidemeyenlere şöyle emir buyurdu:
"Imam Hüseyin (a.s) için yaslı olsunlar, ağlasınlar ve ev halkina da Jmam'a ağlamalarını emretsinler. Evlerinde matem (yas) meclisi düzenleyip, O'nun musibetine duydukları üzüntüyü izhar etsinler. Ağlayarak birbirleriyle evlerde görüşsünler; Imam Hüseyin'in (a.s)
musibetlerinden dolayı birbirlerine başsağlığı vererek şöyle desinler:
"Allah Teâla, Hüseyin'in musibetlerini amp hüzünlendiğimizden dolayı bizlere büyük sevaplar versin. Bizi ve sizi, Al-i Muhammed'den olan Imam Mehdi'nin beraberliğinde, Hüseyin'in kanının intikam ahcilarmdan karar versin."
Aşura günü herhangi bir (maddî) ihtiyacı karşılamak amacıyla dışarı çıkmamaya çalışsınlar, çünkü o gün uğursuz bir gündür ve mü'min bir kimse o günde hâcetine nail olmaz. Eğer bir şey kazanırsa da onun için mübarek olmaz ve onda hiç bir hayır görmez. Zira Aşura günü (alış-veriş yoluyla) evi için bir şey biriktirenin biriktirdiği şey, kendisine ve ailesine mübarek ve bereketli olmaz."
137
26- Hz. imam Cafer Sadik (a.s):
"Hz. Imam Zeyn-ul Abidin (a.s) kırk yıl babası (Imam Hüseyin'e) ağladı. Bu müddet içerisinde gündüzleri oruç tutar, geceleri de ibadetle geçirirdi. Iftar vakti kendisine yemek getirildiğinde ve buyurun yeyin denildiğinde, ağlar ve şöyle buyururdu: "Resulullah'in oğlu açken katledildi, Resulullah'in oğlu susuzken şehid edildi." Bu sözü tekrarlayıp ağlardı öyle ki, yemek ve içecekler gözyaşıyla karışırdı. 0, Allah'ın rahmetine kavuşuncaya kadar hep böyle yaşadı."
"...Bir defasında hizmetçilerinden biri Imam'ın haline dayanamayıp "Canım size feda olsun ey Resulullah'in evladı, (ağlamayın) sağlığınızın tehlikeye ğirmesinden korkuyorum" dedi. İmam ona buyurdu ki:
"Hz. Yakub peygamber idi, on iki oğlundan birisi (Hz. Yusuf) kayboldu. 0nun hayatta olduğunu bildiği halde hasretine dayanamayıp o kadar ağladı ki, gözlerine ak indi. Ben ise babamın, kardeşimin, amcamın ve ailemden olan on yedi (bazı nakillere göre de on sekiz) kişinin etrafimda katledilmiş cesetlerini gördüm. Benim gamım, üzüntüm nasıl son bulabilir. (Onları kaybettiğim andan itibaren devamlı elimde olmaksızın göz yaşlarım akmaya başlar.)"
27- İmam Cafer Sadık (a.s): "Yahya ibn-i Zekeriyya'nın kâtili haramzade idi.
140
Imam Huseyin'in katili de haramzade idi. Gökyüzü yalnız Hz. Yahya ve Hz. Huseyin'in şehadetine ağladı."
28- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):
"Hz. Musa'nin Allah'tan irtihal eden kardeşi Harun'un bağışlanmasını istemesi üzerine, vahiy geldi ki;
"Ey Musa, alemin yaratılışından sonuna kadar kimin bağışlanmasını istersen icabet ederim, Hüseyin'in katili hariç; ondan intikam alacağım."
29- Durr-üs Semin adlı Tefsir kitabinm sahibi "Bunun üzerine Adem, Rabbinden bir takim kelimeler aldi..." (Bakara/37) ayetiyle ilgili olarak şöyle bir rivayet nakletmiştir:
"Hz. Adem (a.s) Arş'ın üzerine baktı, Resulullah ve Ehl-i Beyt'in mübarek isimlerinin orada yazılı olduğunu gördü. Cebrâil ona (o isimlerle Allah'a tövbe etmesini) telkin etti ve böyle demesini emretti:
"Ya Hamîd-u bi hagg-i Muhammed, Ya Aliyy-u bi hagg-i Ali, Ya Fatir-u bi hagg-i Fatima, Ya Muhsin-u bi hagg-il Hasan-i ve'l Hüseyin ve minke'l ihsan."
(Ey hamd ve senâya en çok layık olan ve çok övülen Hâmid, Muhammed hakkı için. Ey her şeyiyle yüce olan Aliyy, Ali hakkı için. Ey mahlukati yokluk karanhklarmdan varlık nuruna çıkaran Fâtır, Fatıma hakkı için. Ey yaratıklarına lütuf ve
143
ihsanda bulunan Muhsin, Hasan ve Hüseyin hakki için (sana yalvariyor ve beni bağışlamanı istiyorum. Çünkü) ihsan ve lütuf kaynağı yalnızca sensin.)
Cebrâil Hüseyin (a.s) adını anınca, Hz. Adem'in gözlerinden yaşlar aktı, kalbi hüzünle doldu. Cebrâil'e "Ey kardeşim Cebrâil, beşincisinin adını anmakla kalbimin hüzünlenmesinin ve ğöz yaşımın akmasının sebebi nedir?" diye sorunca, Cebrâil "Senin bu oğlunun musibeti o kadar büyüktür ki, diğer musibetler onun yaninda küçük kalır." dedi. "0 nasıl bir musibettir?" diye sorunca da, Cebrâil Hz. Adem'e şöyle dedi: "0, ğurbette hiç bir yardımcısı olmadan yalnız başına kaldığında, slisliz bir halde öldürülecektir... Koyun kesilir ğibi başını ensesinden kesecek, onun ve ashabının başlarını şehir şehir dolandıracaklar. Allah'ın ilminde bu, böyle ğeçmiştir." Ardından her ikisi de Hz. Hüseyin (a.s) ve yarenlerinin musibetlerine, çocuğu ölmüş anne gibi ağladılar."
30- Hz. Musa Kelim (a.s) Tur dağında Allah'la münâ-caat ederken dedi ki:
"Allah'ım, niye son peygamberin ümmetini diğer ümmetlere üstün kıldın?" Ona şöyle cevap verildi: "Onlarda bulunan on hasletten dolayı." Musa (a.s) dedi ki: "0 on haslet hangileridir (bileyim de) Isrâiloğullarına onları yerine getirmeleri için hatırlatmada bulunayım?" Nida ğeldi: "0 on haslet bunlardan ibarettir: Namaz, oruç, zekât, hacc, cihad, Cuma namazı, cemaat
146
namazı, Kur'an-ı Kerim, Him ve Aşura." Hz. Musa "Ya Rabbi, Aşura nedir?" diye sorunca, Allah-u Teâla buyurdu ki:
"Aşura, son Peygamber Hz. Muhammed'in torunu için ağlama ve kendini ağlayanlara benzetme günüdür; Mustafa'nın oğlunun musibetleri için ağıt okuma ve yas tutma günüdür. Ey Musa, her kim bu günde göz yaşı döker, ağlayanlara katılır veya yas tutanlardan olursa, onun için cenneti kesinleştiririm. Bu günde Peygamberin torununa olan sevgisinden dolayı herhangi bir harcamada bulunan kimsenin malını bereketlendirir, harcadığı bir dirheme karşılık yetmiş dirhem ona veririm, cenneti onun yeri kılar ve onu kendi (özel) affımla bağışlarım. Izzet ve celâlime andolsun ki, Aşura günü veya başka bir günde ihlasla bir damla göz yaşı döken bütün kadın ve erkeğe, yüz şehidin sevabını veririm."
31- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Allah bizim şiilerimizi esirgesin. Allah'a andolsun ki bizim şiamız gerçek müminlerdir. Allah'a andolsun ki onlar, devamlı bizim musibetlerimizle kederlenip üzüntü
duyduklarından, bizimle musibetlerimizde ortakdırlar."
32- Halid-i Rib'î, Ka'b'ın şöyle dediğini nakletmiştir:
149
Hz. Ibrahim Halil (a.s), Hz. İmam Hüseyin'in (a.s) kâtiline lanet okuyan ilk kimselerdendi. Bu ameli yapmayı kendi çocuklarına da emretti ve onlardan bu ameli yapacaklanna dair söz aldı. Ondan sonra Hz. Musa Kelim (a.s) de böyle yaptı ve kendi ümmetini buna davet etti. Sonra Hz. Davud (a.s) böyle yaptı ve İsrâiloğullarına (Yezid'e lanet etmelerini) emretti. Daha sonra Hz. İsa Mesih (a.s) böyle yaptı ve ümmetine şöyle buyurdu:
"Ey Isrâiloğulları, Hz. Hüseyin'in kâtiline lanet okuyun. Eğer Hüseyin'in (a.s) yaşadığı zamanda olursanız, ondan yardimmizi esirgemeyin. Zira onun yaninda şehid düşen, peygamberlerin yaninda şehid düşmüş gibidir. Ona gönül veren ve her türlü zorluğa katlanan şehitleri görür gibiyim."
Allah tarafından ğönderilen bütün elçiler Kerbela'yı ziyaret etmiş, orada durmuş ve "Sen mukaddes bir mekânsın ve sende parlak bir ay defnedilecektir." diye söylemişlerdir.
33- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Imam Hüseyin'in (a.s) kabri, cennet bahçelerinden bir bahçedir; gönderilen her peygamber ve Allah'a yakin her melek, Allah'tan onun kabrini ziyaret etme dileğinde bulunur. (Melekler gök aleminden gruplar halinde Hz. Hüseyin'in (a.s) mezarim ziyaret etmek için yeryüzüne inerler) bir grup indi mi, diğer bir grup göğe çıkar."
152
34- imam Cafer Sadik (a.s):
"Hz. Hüseyin'i (a.s) en azından yılda bir defa ziyaret edin. Kim Hz. Hüseyin'in hakkına ârif olarak (onun imamet ve velayet makamini bilerek) ve hakkini inkar etmeden ziyaretine giderse, bunun cennetten başka bir karşılığı olmaz, ona bol rızık verilir ve hemen bir kurtuluş kapısı yüzüne açılır.
Allah, dört bin meleği Hz. Hüseyin'in (a.s) kabri için görevlendirmiştir. Onlar Hz. Hüseyin'e ağlar ve onu ziyaretçilerini evlerine kadar uğurlarlar. Ziyaretçi hastaladığında, ziyaretine giderler, öldüğünde ise, yanında bulunup ona Allah'tan bağış ve rahmet dileginde bulunurlar."
35- Hz. İmam Cafer Sadık (a.s):
"Kıyamet günü, Hz. Hüseyin ibn-i Ali'nin (a.s) ziyaretçilerinden olmayı istemeyen bir kimse kalmaz. Zira herkes Hüseyin'in ziyaretçilerine verilen mükâfatları ve Allah katinda olan üstünlüklerini görür."
36- imam Cafer Sadik (a.s):
"Kerbela sahibi olan Hüseyin (a.s) mihnet, üzüntü ve kederle mazlum ve susuz bir şekilde öldürüldü. Hüseyin'in (a.s) kapısına gelip orada dua ederek Hüseyin'i (a.s) vesile kilmakla Allah'a yakınlaşan bir mihietlinin, kederlinin, günahkârın, susuzun ve dertlinin üzüntüsünü gidermek,
155
isteğini vermek, günahını bağışlamak, ömrünü uzatmak ve rızkını bol kılmak Allah Teâla'ya daha layıktır. Öyleyse ibret alın ey basiret sahipleri. "
37- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a), bir gün Hz. imam Hüseyin'i (a.s) kucağına alınış ve onu
ğüldürüyordu. Resulullah'in zevcesi olan Ayşe dedi ki: "Bu çocuğu ne kadar da seviyorsun, şaşıyorum doğrusu!" Resulullah {s.a.a) şöyle buyurdu : "Vay olsun sana, nasil onu sevmem ve ona ilgi duymam? 0 benim kalbimin meyvesi ve gözümün nurudur. Bil ki, ümmetim onu öldürecektir. Her kim ölümünden sonra onu ziyaret ederse, Allah-u Teâla benim yapmış olduğum hac amellerimden bir hac sevabi ona yazar."
Ayşe şaşkınlıkla, "Senin yapmış olduğun haclardan bir hac sevabi mi?" diye sorunca, Resulullah (s.a.a) "Yaptığım haclardan iki hac sevabi" buyurdu. Ayşe "İki hac mi?" diye sorunca, Resulullah "Evet, hatta dört hac" buyurdu. Bo'ylece Ayşe hep şaşkınlığını dile getiriyor, Resulullah (s.a.a) da artmyordu. Bu durum Resul-i Ekrem'in (s.a.a) hac ve ümrelerinden sayısı yetmişe vanncaya kadar devam etti."
38- Imam Cafer Sadik (a.s):
"Cennette Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. Ali (a.s) ve
158
Hz. Fatima (a.s) ile komşu olmak isteyen, Hz. Hüseyin'in (a.s) ziyaretini terketmemelidir."
39- İbn-i Abbas şöyle rivayet etmiştir:
"Hz. Ali (a.s) Sıffin savaşına ğittiğinde ben de onunla birlikteydim. Fırat nehri yanında bulunan Neyneva'ya vardığımızda durdu ve yüksek ses/e "Ey İbn-i Abbas, burayı tanıyor musun?" diye buyurdu. Ben "Hayır tanımıyorum ey Emir-el Mü'minin" dediğimde, şöyle buyurdu: "Eğer burayı tanısaydın benim gibi ağlamadan geçmezdin."
Hz. AH (a.s) bunu dedikten sonra ağlamaya başladı, öyle ki sakalı ıslandı ve ğöz yaşı ğöğsüne doğru akmaya başladı. Durumu böyle ğörünce, bizler de o hazretle birlikte ağladık. Daha sonra Hz. Ali (a.s) ağlar bir şekilde şu sözleri dile ğetirdi:
"Ah, ah! Benimle Ebu Süfyan oğullarının ne ilişiği vardır. Benimle küfür velilerinin ve Şeytan partisinin (grubunun) ne ilişiği vardır. Sabret ve sabırlı ol ey Eba Abdillah! Senin onlardan çektiklerinin aynısıyla baban da karşılaşmıştır."
40- İmam Cafer Sadık (a.s):
"Bir ğün Hz. Hüseyin (a.s), İmam Hasan'ı (a.s) ziyaret etmek amacıyla kardeşinin evine ğitti. Kardeşine baktığında, ağlamaya başladı. Hz. Hasan (a.s) kardeşine "Ne oldu, niçin ağlıyorsun?" diye sorunca, İmam Hüseyin (a.s) şöyle dedi: "Sana yapılan zülme, başına getirilenlere
161
ağlıyorum."
Hz. Hasan (a.s) ise "Bana yapilan ancak ölümüme sebep olan zehirin verilmesidir." dedi "Ama (bunu bil ki) senin günün gibi hiçbir gün yoktur ey Eba Abdillah! Ceddimiz Hz. Muhammed'in (s.a.a) ümmetinden olup, Islam dinine mensup olduklarim sanan otuz bin kişinin seni öldürmek, Hürrmetini ayaklar altına almak, çocuklarınla kadınlarını esir almak ve mahni yağmalmak için saldırdıkları gün daha da ağırdır. Işte bu zaman Beni Ümeyye lanetlenecek, yer, gök ve dünyada bulunan her şey sana ağlayacaktır.
![[Resim: filistin1bx8.jpg]](http://img80.imageshack.us/img80/7677/filistin1bx8.jpg)
MAZLUMUN ZALİMDEN ÖC ALACAGI GÜN ZALİMİN ZULMUNDEN DAHA ÇETİN OLCAKTIR... |