Nura Giden Yol Enfal suresi 22-25.Ayetlerin Tefsiri Enfal suresinin 22. ayeti: Şüphesiz Allah katında hayvanların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. İnsanları başka canlılardan ayırt eden en önemli özelliği akıl ve düşünme gücüdür. Bu yüzden akıl gücü gereği söz dinlemeyen veya akıl ve mantığa göre konuşmayan insanlar sanki akılları yoktur ve diğer canlılar gibi olurlar. Lakin Kuran-ı Kerim açısından bu tür insanlar hatta diğer hayvanlardan bile daha alçaktır, çünkü hayvanların aklı yoktur ve bu yüzden bu nimetten yararlanamaz ve sadece içgüdülerine göre hareket ederler. Lakin içgüdünün yanında aklı olan fakat bu gücü kullanmayan insanlar hayvanlardan daha alçak olur. Ayet şöyle buyurmakta: İnsanların yüce Allah katındaki değeri onların düşünmesi, hakkı duymaları ve hakkı beyan etmelerine bağlıdır ve kim böyle olmazsa, Allah katında hiç bir değeri yoktur ve hatta en ufak canlılardan bile daha alçaktır. Mülk suresinin 10. ayetine göre de cehennem ehli olanlar cehennemlik olmalarının gerekçesini şöyle beyan eder: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık. Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz. 1 – Göz kulak ve dil sahibi olmak, ancak onları hakikati idrak etmek ve benimsemek yolunda kullandığımız takdirde değerlidir. 2 – İnsanların değeri akılcı davranmalarına bağlıdır ve ilahi tealimden uzaklaşanlar kesinlikle akıldan uzaklaşmış olur. Şimdi, Enfal suresinin 23. ayeti: Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi. Geçen ayette kulak veren ancak hak sözü karşısında sağır olan, dilleri olan fakat hakkı beyan etmeleri gerektiğinde dilsiz olanları anlattık. Bu ayet şöyle buyurmakta: Gerçi Allah her şeye kadirdir ve hak sözünü onların gönüllerine nüfuz etmesini sağlayabilir, lakin onlar bu çirkin amelleri ile hakk kabul etme zeminini yok etmiştir ve onlarda ne iyilik ne da hayır vardır. Bunun dışında onlar o kadar inatçıdır ki hatta gönülden ilahi ayetlerin hakkaniyetine inanırsa yine görece olarak sakınır ve itiraf etmek istemez. Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz. 1 – Allah herkese kendinden gösterdiği liyakat ve kapasiteye göre tevfik inayet eder ve bu, ilahi sünnettir. 2 – Allah’ın bir başka sünneti insanlara irade vermektir, oysa yüce Allah insanları hakkı kabul etmeye zorlayabilirdi, fakat insanlara kabul etmeme imkânını da verdi. Şimdi, Enfal suresinin 24. ayeti: Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız. Bu ayet insanları hayvanların hayatından daha ötede bir yaşama davet ediyor. bu hayat insanların fikir, akıl ve maneviyatının gelişmesine yol açıyor. Bu hayata kavuşmanın yolu ise ilahi daveti ve semavi peygamberlerin emirlerini kabul etmektir. Nitekim Nahl suresinin 97. ayetinde kim salih amelde bulunursa ister kadın ister erkek, eğer müminlerden ise ona pak bir yaşam sunarız, şeklinde buyurmuştur. Ayet şöyle devam etmekte: Sizin gönlünüzden geçenleri, hatta dilinizle beyan etmeseniz bile, Allah bilir, öyle ki sanki Allah insanlarla gönülleri arasında yer almaktadır. Bunun dışında hepiniz kıyamet gününde Allah katında mahşur olacak ve O’nun mahkemesine çıkacaksınız, o zaman hiç bir şey ne bu dünyada ne de ahirette O’nun gücü ve iradesinin dışında değildir. Nitekim Kuran-ı Kerim’in diğer ayetlerinde O bize boynumuzun damarlarından daha yakındır, şeklinde buyurmaktadır. Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz. 1 – Gerçek hayat peygamberlerin yolunu izlemektedir ve bu olmaksızın insanlar birer ölü gibidir, gerçi su içer ve ekmek yer ve hareket eder. 2 – Allah bizimle kalbimiz arasına girmeden ve ölüm gelip çatmadan hakkı kabul edelim ve ebedi hayatımızı düşünelim. Şimdi, Enfal suresinin 25. ayeti: Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir. Günah ve çirkin amelleri işlemek gizli ve bireysel yapılır ve cezası da ancak günahkar kimseyi kapsar, lakin bazen fesat ve fuhuş toplumda sosyal boyut kazanır ve münkir amelleri o kadar çok yayılır ki sanki iyi bir amelmiş gibi gözükür. Bu ayet şöyle buyurmakta: Eğer münkirler halk arasında açıkça yapılıyorsa ve buna karşı koymaya gücü yetenler susmayı yeğlerse o zaman ilahi azab herkesi kapsar. Bu ayette fitnelerden sakınmaktan maksat, toplumdan kaçmak ve bir köşeye çekilmek değil, sosyal fitnelere karşı duyarlı ve uyanık olmak ve gerektiği biçimde karşılık vermektir. Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz. 1 – İlahi tealimden uzaklaşmak, insanların ve toplumun heba olmasına sebep olur ve fitne ve fesadı yaygınlaştırır. 2 – Ne kendimiz fitnenin sebebi olmalı ne de fitnecilerle birlik olmalı ve ne de fitneye karşı susmalıyız. 3 – Münkiri men etmek her mümin insanın görevidir çünkü eğer münkiri önlemekte etkili olmasa bile en azından azabın nazil olmasını engellemekte etkili olabilir. "Yine akşam oldu Kan kalbime doldu Aylar geçip Allah MUHARREM oldu Başa kara salam Ben sineme vuram Sana gurban olam HÜSEYN'İM ey vay |