Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil Münkerin Anlamı Emir destur vermektir, nehy ise alıkoymak ve yasaklamaktır. Maruf luğat olarak tanınan ve bilinen anlamdadır. Istilah olarak güzel iş, akla ve fıtrata uygun olan söz demektir. Rağıp müfredat adlı kitabında şöyle der: maruf aklen ve şeren iyi olduğu bilinen her şeydir. Münker marufun zıddı olup tanınmayan anlamındadır.
Rağıb`ın deyimiyle münker şeriatın veya selim aklın kötü ve beğenilmeyen bir şey olduğuna hüküm ettiği şeydir.
Buna göre emri bil maruf 'iyiliği emretme' başkalarına iyi ve güzel isleri yapmalarını söylemek ve emretmektir. Ve nehyi anil münker 'yani kötülükten men etmek' de başkalarını şer-in ve aklın kötü gördüğü şeyden alıkoymak demektir. Üstad Murtaza Mutahhari emri bil maruf ve nehyi anil münkeri şöyle tanımlar: 'maruf kelimesi İslam`ın tüm müsbet hedeflerini kapsadığı gibi, münker kelimesi de tüm İslam`i olmayan tüm menfi hedefleri içerir. Bunun için böyle genel bir tabirle ifade edilmiştir.' Emri bil meruf ve nehyi enil münker her ne kadar emir tabiriyle gelmişse de, hadis, fıkıh ve İslam tarihinin beyanlarından anlaşıldığı gibi, bu hedef için kullanılan tüm meşru vesileleri de kapsar.
İmam Hümeyni(r.a) tahrirul vesile adlı kitabında şöyle demektedir: "aklen ve şer-en vacip olan bir şeyin emri vacip olduğu gibi, aklen ve şer-en kötü ve haram olan bir şeyin nehyi de vaciptir. Müstehab olan bir şeyi de emretmek müstehap olduğu gibi mekruh olan bir şeyi de men etmek müstehaptır." (tahrirul vesile463)
Hatırlatmak gerekirse aklen iyi olan her şey şer-en de iyidir. Bu usul ilminde de geçerli olan bir kuraldır. ' aklın hüküm ettiği her şeye şeriat da hüküm eder ve şer-in de hüküm ettiği akılda hüküm eder.'
İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek ile normal olarak insanlara nasihat etmek arasında fark vardır. Zira iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek de kanunu icra etmek, güç kullanmak, yapılması gereken veya gerekmeyen konular hakkında hüküm vermek ve emretmektir, emir ve nehiy eden kişi aslında saltanat ve velayet makamındadır.
Hz. Ali(a.s)`ın iyiliği ve Kötülüğü tanımayanlardan yakınması:
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belaga`nın 17. Hutbesinde şöyle buyurmaktadır: " Cahilce yaşayan ve delalet üzere ölenlerden, Allah`a yakınırım. Allah`ın kitabı hakkıyla okunduğu zaman onların yanında değersiz ve güçsüzdür, ama tahrif edildiği zaman onların yanında çok değerli ve kıymetlidir, onların yanında iyilik en büyük kötülüktür. Ve kötülükte en büyük iyiliktir."
Emri bil marufu ve Nehyi Anil Münker-i Doğru ve sahih anlamak için tavsiyeler:
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağanın 87.nci hutbesinde şöyle buyurmaktadır: " tarih buyunca böyle olmuştur, Allah zorbalara fırsat ve imkan vermeden onları cezalandırmamıştır. Hiç bir ümmeti zorluk ve beladan geçirmeden ona kolaylık ve selamet de eriştirmemiştir. Sizin karşılaştığınız sıkıntılarda ve geçirdiğiniz zorluklarda da ibretler vardır. Her kalp sahibi akıllı olmadığı gibi, her kulağı olan da işitiyor değildir ve her gözü olan da görüyor değildir. Çok hayret vericidir! Nasıl hayret etmeyeyim! Bu ihtilafa düşmüş ve dinleri hakkında dilleri farklı olan fırkalara! Ki ne Peygamber(s.a.v)`in yolunda giderler ve nede vasisini izlerler. Ne ***************ba inanırlar ve nede ayıp olandan kaçınırlar. Şüphelerle amel eder ve nefsani duygular peşinden giderler. Sadece kendi iyi bildiklerini iyi bilir ve kötü bildiklerini kötü sayarlar. Sorunlara karşı sadece kendilerine sığınıp önemli işlerde sadece kendi görüşlerine dayanırlar. Sanki her biri manevi güveni kendi nefsinden alan birer imamdır."
Bazı iyi olan şeyler:
İman etmek. Kur-an okumak. İyiliği emretmek kötülükten men etmek. Tefekkür etmek düşünmek. Allah`a güvenip ona dayanmak. Sabretmek. Takva sahibi olmak. Allah'ın resulüne tabii olmak. İyilikte yarışmak. Kinini yenmek. Af etmek ve bağışlamak. İhsan ve İyilik etmek. Tövbe ve bağışlama dilemek. Çaba ve ***************ret sarf etmek. Adalet. Allah`a şükür etmek. Dua etmek ( şartlarına uygun olarak ) Görev bilincinde olup güzel ahlaka sahip olmak. Büyüklerle istişare etmek. Kur-an ve ilim öğrenmek. Allah yolunda sıkıntı ve zorluklara tahammül etmek. Allah`ı anmak. Allah'ın dininin güçlenmesi için hicret etmek. Allah`tan korkmak. İslam`i toprakları düşmanın saldırısına karşı korumak. Veliyyül emr-e itaat etmek. İslam`i değerleri korumak. İffet ve hayaya riayet etmek. Namaz ve diğer vecibeleri yerine getirmek. Anne ve babanın saygısını korumak. Akrabalarla ilişki ( sıla-ı rahim) kurmak. Sadaka vermek ve düşen insanlara yardım etmek. Yeri geldiği zaman takkiye yapmak.
Allah`ın dostlarıyla dost düşmanlarıyla düşman olmak.
Ahde ve antlaşmaya sadık kalmak.
Alçak gönüllü ve mütevazı olmak.
Hayatta müteadil davranmak.
Birlik beraberlik ve kardeşlik.
İnsanları saadete davet etmek.
Salih amel işlemek.
Hakka tabii olmak.
Sadakatli ve doğru sözlü olmak.
İslam ümmetinin düşmanlarıyla mücadele etmek.
Müslümanların sorunlarına önem vermek.
Hakkı tebliğ etmek.
İslâm'ı davet için gerekli bilgi edinmek.
Başkalarına nasihat etmek.
Tarihin ibretli olaylarını hatırlatmak.
Eğitim ve öğretim.
Fedakarlık.
Amelde ve niyette ihlaslı olmak.
Kabirleri ziyaret etmek. ( özellikle şehit ve alimlerin) )
Şer-i maliyeti vermek. ( humus ve zekat vermek gibi)
Yetimlere yardımcı olmak.
Allah katında değerli olan kişilere tevessül etmek.
Gece namazına önem vermek.
Büyüklere öğretmenlere ve toplumun ileri gelenlerine saygı göstermek.
Şehitlerin mirasını korumak.
Büyük alimleri ziyaret etmek.
Komşu hakkına riayet etmek.
Kur-an okuyup onu düşünmek.
Kendini yetiştirmek ve nefis ile mücadele etmek.
Faydalı konular hakkında araştırma yapmak.
Sorumluluk taşımakla beraber bir meslek ve ihtisasa sahip olmak.
İlahi şiarları büyütmek ve tanzim etmek.
Toplumun önemli meselelerinde meydanda olmak.
Dini toplantılara katılmak.
Müslümanların arasındaki ihtilafı hal etmek.
Vasiyet yapmak ve vakıf etmek.
Bazı Kötü ve Münker Olan şeyler.
Küfür ve şirk. Dini önderlere muhalefet etmek. Günah ve isyan. Kafir ve münafıklara sır vermek. Cahillik. İki yüzlülük ve nifak. Zayıf iradeye sahip olmak. Kafirlerle dost olmak. Günah da ısrar etmek. Boş yere üzülmek. Zulüm ve haksızlık. Tembel ve pasif olmak. Hak'tan geri dönmek. Düşmana boyun eğmek. Düşmana karşı zaaf göstermek. Kafirlere itaat etmek ve onlara tabii olmak. Cedel ve niza yapmak. Cihattan kaçmak ve savaşta düşmana sırt çevirmek. Borcunu geciktirmek. Bey tül malın malına ihanet etmek. Cimrilik. Hasadet. Zulme ve günaha rıza göstermek. Batıl sözlere inanmak ve onların tesirinde kalmak. Hakkı gizlemek. Dini ve hakkı dünyaya satmak. Salih ameli olmayanı sevmek ve övmek. Ruhun ve Ahiret'in varlığını inkar etmek. Düşmanın dostlarından korkmak. Batılı güçlendirmek. Riyaset sevgisi. Yalan söylemek. Gıybet etmek. Batıl ile hakkı örtbas etmek. İnsanlar arasında söz gezdirmek. Hırslı olmak. Mahrem olmayan kadınlara bakmak. İhtilaf çıkarmak. Faiz ve rüşvet yemek. Korkak olmak. İyiliği emretmeyi kötülükten sakındırmayı terk etmek. Akrabalık bağını koparmak. Hayatın hedefi sadece dünya zevklerinden faydalanmaktır vehmine kapılmak. Refah ve ilerlemenin dine ihtiyaç duymadan, saadet olduğu vehmine kapılmak. şehitlerin değer yarılarını (uğruna canlarını verdikleri şeyleri) hiçe saymak. İçki ve sarhoş edici şeyler kullanmak. Yalan yere şahitlik etmek. Toplum içerisinde yersiz ayırım yapmak. Toplumda zayıf olan kesim haklarına riayet etmek. Verilen makamdan su istifade etmek. Haram olan müzikleri dinlemek ve dinletmek. Namazı terk etmek ve hafife almak. Vakti boşa geçirmek ve ömrünü heder etmek. İşte ve tahsilde tembel olmak.
Lükse düşkün olmak ve dünya sevgisi.
Kendini beğenmek ve nefsi arzular peşinde gitmek.
Kumar oynamak.
İslam'a ters düşen moda ve diyetlere uymak.
Ahdi bozmak.
Yalan yere yemin etmek.
Yetimin malını yemek ve ona ihanet etmek.
Komşu haklarına riayet etmemek.
Kötülemek ve sövmek.
Nimete nankörlük etmek.
Arkadaş hatırı için toplumdaki kanunları gömemezlikten gelmek.
Toplumsal görevlerde dostluk ve arkadaşlığı ölçü tutmak.
Başkalarına ihanet etmek ve töhmet altında bırakmak.
***************ri meşru ilişki.
Riyakarlık ve kendini beğenmek.
Münkeri işlemeyen kişi başkalarını da münkeri işlemekden men etmekle yükümlüdür:
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa'nın 104.cü hutbesinde şöyle buyuruyor:"İnsanları kötülük yapmaktan alıkoyun ve kendinizde onu terk edin. Zira kötülüğü terk ettikten sonra men etmekle yükümlüsünüz."
"iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek Allah'ın sıfatlarındandır."
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa'nın 155.nci hutbesinde şöyle buyuruyor: "iyiliği emretmek ve kötülükten men etmek Allah'ın iki sıfatıdır. Bu ikisi ne ölümü yaklaştırır nede rızkı azaltır."
"Kötülüğe rıza göstermek onu İşlemek gibidir."
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa'nın 192.nci mektubunda şöyle buyuruyor: " Ey insanlar bir işe sevinmek ve kızmak aynı mükafata sahiptir. Yani bir iş yapanla razı olanla aynıdır. Zira semud kavminden bir kişi deveyi öldürmüştü ama Allah hepsine azap indirmişti. Çünkü onlar buna rıza göstermişlerdi." Yüce Allah şöyle buyuruyor: " o deveyi öldürdüler ama pişman oldular" onların azabı şöyle idi: yer kızarmış demir gibi kükremiş ve çökmüştü ve böylelikle onlarda işlediklerinin cezasını bulmuşlardı."
Ciddiyetle kötülüğe karşı çıkmak:
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa'da şöyle buyuruyor: "iyiliği emret ta ki onun ehli olasın, elinle ve dilinle kötülüğe karşı çık ve kötülük işleyen kişilerden şiddetle sakın."
"Kötülüğe karşı durabilen kişiler bunu yapmakla sorumludur."
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa'nın 171.nci hutbesinde şöyle buyuruyor: "(cemel ashabı hakkında) onlar benim amilimi ( zekat memuru) ve beytül mal sorumlusu ve bunların dışında ve başkalarına da gelerek bazılarını sabır ettikleri için ve bazılarını da bilerek öldürdüler. Allah'a ant olsun eğer onlar tek bir Müslüman'ı suçsuz yere ve bilerek öldürselerdi, bu askeri öldürmek bana helal olurdu. Çünkü onlar benim yanındaydılar ve bana karşı çıkmadılar, elleri ve dilleriyle onu savunmadılar nerede kaldı ki onlar kendi askerleri sayısınca Müslüman öldürmüşlerdi."
İyiliği emretmek işlerin ıslahı için farz kılınmıştır:
Hz. Ali(a.s) şöyle buyuruyor: "iyiliği emretmek halkın maslahatı için ve kötülükten menetmekle akılsızların kötülüğü terk etmeleri için farz kılınmıştı."
İyiliği Emretmek ve Kötülükten Menetmenin Değişik Açıdan Ele Alınması:
Açılardan farziyeti
İstisnasız butun fakihler emr-i bil meruf ve nehyi enilmünkerin farz oluşu üzerinde ittifak etmişlerdir. Fakihlerin bu konudaki ihtilafı şu iki açıdan olmuştur. İyiliği emretmek ve kötülükten menetmek şer-i mi yoksa akl-i midir? Seyyid Murteza, Allâme Huda, Muhakkiki hilli, Muhakkiki Kereki ve daha başka alimlere göre bunun farziyeti şer-idir. Ancak Şeyh Tusi, Fazli Mikdad, Şehid Evvel ve Şehid Sani gibi bazı alimlere göre bunun farziyeti aklidir
Acaba iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farz-ı aynmıdır yoksa farz-ı kifayemidir.? Şehid evvel, Şehid Sani, Allâme Hilli, ve imam Hümeyni gibi bazı ulemaya göre iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek farz-ı kifayedir. Muhakkiki Hilli, şeyh Bahai gibi bazı ulemaya göre farz-i ayandır. İyiliği emretmek ve kötülükten menetmek vacip ve müstehap olarak ikiye ayrılır. Aklen ve şer-en vacip olan bir şeyi emretmek vaciptir. Aklen ve şer-en haram olan bir şeyden menetmekte vaciptir. Mustahap olan bir şeyi emretmek mustahaptır. Mekruh olan bir şeyden menetmek de mustahaptır. Eğer toplumda bir faraziyeyi ikame etmek veya bir kötülüğü kaldırmak için bazı insanların bir araya gelmesi gerekiyorsa ve bazılarının yapmasıyla sorun çözülmüyorsa, o zaman bu görevin yapıla bilmesi için gerekli insanın bir araya gelmesi farzdır. Eğer bazıları bunu yaparlarsa ve diğerleri katkıda bulamazlarsa o zaman bunlardan farz kalkar ve diğerleri günahkar olurlar.
İyiliği Emretmek ve Kötülükten Menetmek Büyük Faziletlerdendir.
Hz. Ali(a.s) Nehc-ül Belağa`da şöyle buyurmaktadır: " bütün güzel ameller ve Allah yolunda cihad etmek dahi iyiliği emretmek ve kötülükten menetmenin yanında denizde bir damla gibidirler. Şüphesiz iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek ne eceli yakınlaştırır ve nede rızkı azaltır. Ama bütün bunlardan daha hayırlısı zalim imama karşı söylenen hak sözdür."
İyiliği emreden ve kötülükten men eden Allah`ın yeryüzündeki halifesidir:
Resuli Ekrem (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Her kim iyiliği emreder ve kötülükten men eder ise Allah ve Peygamber`inin halifesi ve Kitabının koruyucusudur."
İyiliği emreden ve kötülükten men eden kişilerin makamı Peygamberlerle birdir:
Allah'u teala al-i imran süresinin 21.nci ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır:
Allah'ı inkar eden peygamberleri ve iyiliği ve adaleti emredenleri haksız yere öldürenlere acı bir azap vardır." Bu ayeti kerimede adalete davet eden iyiliğe ve hakka çağıranlar peygamberlerle bir zikir edilmiştir. Allah'ı inkar etmek Peygamberleri ve bu gibi insanları öldürmek bir olarak anılmıştır. İşte bu İslam'ın toplumsal adalete ve iyiliğe emretmeye ne kadar önem verdiğini gösterir.
İyiliği emretmek ve kötülükten menetmek en hayırlı olan bir ümmetin vasfıdır:
"siz insanlar arasından çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz ki iyiliği emreder ve kötülükten men edersiniz ve Allah'a da iman edersiniz." (Al-i İmran 110)
Bu ayeti kerimede bütün insanlara örnek teşkil eden bir ümmetin sıfatları Allah' a imandan sonra iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek olarak zikir edilmiştir. Ama bu vazife unutulursa örnek ümmet olmaktan çıkar ve topluma bir faydası kalmaz.
iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek gerçek imanın ve müsluman olmanın nişanesi olup ilahi rahmete vesile olur:
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar bir birilerinin velileridirler, iyiliği emreder kötülükten men ederler, namaz kılar zekat verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler, işte bunlara daha sonra Allah rahmet edecektir, şüphesiz Allah Aziz ve Halimdir." (tevbe 71)
![[Resim: filistin1bx8.jpg]](http://img80.imageshack.us/img80/7677/filistin1bx8.jpg)
MAZLUMUN ZALİMDEN ÖC ALACAGI GÜN ZALİMİN ZULMUNDEN DAHA ÇETİN OLCAKTIR... |