Türkiye Caferileri Lideri Selehattin ÖZGÜNDÜZ' ün Âşûrâ Konuşma Metni- 2008 Bismillahirahmanirrahim Değerli Basın mensupları, Bu yıl muazzez peygamberimiz Hz. Muhammed’ in sevgili yavrusu İmam Hüseyn’ in şahadetinin 1368. yıl dönümüdür. Bugün Âşûrâ’ dır. Bu gün gülzar-ı Mustafa‘ ya hazan yelinin estiği gündür. Bundan tam 1368 yıl önceydi. Evrenin övüncü, Allah’ın sevgilisi, nebilerin nebisi, resullerin efendisi Muhammed Musatafa’nın her türlü kötülükten arınmış tertemiz ehl-i beyti, hertürlü kötülükten kirlenmiş ve kötülüklerin adı olmuş Yezit’ in 30,000 kişilik ordusu tarafından Kerbela çölünde muhasara altına alınmıştır. Bu çöl bilinenin akisine susuz bir çöl değildir koskoca Fırat nehri oracıktan akıyordu. Onun serin suyundan oradaki tüm canlılar içebiliyordu; ama peygamber yavrusuna yasak edilmişti. Hasta, yaşlı, kadın ve çocuklarına hatta kundaktaki süt emer yavrularına bile koca nehrin suyundan bir damla bile vermiyorlardı. Günlerce bu peygamber çiçeklerini susuz bıraktıktan sonra erkeklerini canavarca ok ve mızrak yağmuruna tutarak kılıçtan geçirdiler, başlarını kesi mızrakların ucuna taktılar; tutsak ederek zincire vurdukları peygamberin kız ve gelinleriyle şehir şehir dolaştırarak Yezit’ ten ödül almak için Şam’ a götürdüler. Parçalanmış bedenlerini defnetmek yerine üzerlerinde süvari birliğinin atlarını koşturdular. Hile ve desiselerle peygamberin kurduğu İslam devletinin başına Muaviye tarafından musallat edilen Yezit, Peygamber’ in Medine’sinde askerlerini doldurarak ashabın kanı, malı ırzı da dahil her şeylerini mubah kıldı. Ravza-yı Muteharra’ ya sığınanlara bile merhamet göstermeyip Peygamberin mezarını ashabın kanıyla boyadı. Bununla da kalmayıp Müslümanların kıblesi Kâbe-yi Muazzama’yı mancınıkla taşlayarak yakıp yıkmıştır. 3 Yıllık iktidarının sonunda Yezit, yatağında kömür kesilerek ölmemiş olsaydı daha hangi İslami değerleri yakıp yıkacaktı bilinmez. Ama peygamber dedelerinin Medine’ sinde ve herhangi bir isyan hareketinde bulunmadıkları halde neden evlad-ı peygambere han-i saadetlerinde rahat bırakılmadı? Onlar neden bunca mezalime maruz bırakıldılar? Bunca zumlu hak edecek suçları neydi onların? Yezit’ in zulüm düzenine Kuran, İslam ve Peygamber adına biat edip onay ve destek vermemeleri peygamber hanedanına karşı işlenen cinayet ve işkenceler için geçerli bir sebep miydi? ! Minnacık peygamber yavrularını zincire vurup, babalarının, ağabeylerinin ve amcalarının kesik başlarıyla birlikte yüzlerce kilometre çöllerde, şehirlerde dolaştırılmaları altı aylık Peygamber yavrusuna bir yudum su vermek yerine, körpe boğazına üç perli ok saplamaları hangi vicdan, din, hukuk ölçüsüyle izah edilebilir? Biz, zalimin diretmesine karşı ölçülü, ilkeli ve onurlu duruşlarıyla öz Muhammedî İslam uğruna, insani prestij ve değerler uğruna, hürriyet. Adalet ve eşitlik uğruna canlarını feda eden Kerbela ve Âşûrâ şehitlerini, imam Huseyn ve yarenlerinin şahsında tüm şehitlerimizi minnetle selamlıyoruz. Huseyn’ in kahraman bacısı Zeyneb’ in şahsında tüm Şehit bacılarını selamlıyoruz. Huseyn’ in vefalı eşi Rubab’ ın şahsında tüm şehit eşlerini selamlıyoruz. Huseyn’ in 3–4 yaşlarındaki esir edilen kızları Sakine ve Rukkayye’ nin Şahsında tüm şehit yavrularını selamlıyoruz. Ve Huseyn’ in anası, Peygamber kızı , bütün hatunların hanımefendisi, kıyamet günü hatunu Hz. Fatıma Zehra’nın şahsında gözü yaşlı, ciğeri dağlı, kalbi yaralı tüm şehit analarını selamlıyor, önlerinde saygıyla eğiliyoruz. Ve de bunca şehid veren Peygamber ailesinin şahsında tüm şehit ailelerini minnet ve şükranla selamlıyoruz. Bu arada şehitlerimiz toprağa verirkern “onlara karşı son görevimizi yerine getirdik” deyimini doğru bulmadığımızı; bilakis bunun ilk görevimiz olduğunu ve onların aziz hatıralarına , canlarını uğruna feda ettikleri değerlere ve onların kader-dide ailelerine karşı minnet borcumuz ve vazifemizin asla son bulmayacağına inanmakta olduğumuzu değerli basın aracılığla duyurmayı da bir görev saymaktayız.
Güncel meselelerle ilgili de önemli gördüklerimiz kamuoyuyla paylaşmanın yararlarına inanmaktayız.
1. Ülkemizin bölünmez bütünlüğü, milli birlik ve beraberliğimizi müşterek milli değerlerimizi her şeyin üstünde tutarak korumamız gerektiğine inanmaktayız. 2. Devletimizin kurumların ahenk içinde, ülkemizin sorunlarını kolektif akıl ve bilimin ışığında günübirlik politik oyunlara başvurmadan ve gerilime meydan vermeden, samimiyet ve iyi niyetle halletme yolunu seçmeleri içtenlikle teminimizdir. 3. Son yıllarda bölgemizde özellikle Müslüman halklar ve İslam ülkeleri arasında sergilenmek istenen fesat ve tefrika oyunlarına karşı her kesimin uyanık olması ve bu şeytani oyunları boşa çıkarmasının tüm bölge ülke halklarının yararına olduğuna ve bu noktada en büyük görevin yönetici, aydın ve âlimlere düştüğüne inanmaktayız. 4. Her etnik köken ve mezhepten Müslümanların kardeş ve hangi din ve ırktan olursa olsun tüm insanların türdeş olduklarına inanmaktayız. 5. Ülkemizde yaşayan herkesime karşı devletimizin eşit mesafede durmasına, gelir dağılımında adalet, devlet imkânâtından yararlanma ve fırsatta eşitlik ilkesine sadık kalınmasının yararlı olduğunu düşünmekteyiz. O cümleden, Milli eğitim ve TRT’ nin dini yayınları ve din hizmetlerine ayrılan bütçede hiçbir kesimin göz ardı edilmemesi ve mahrum bırakılmaması sosyal hukuk devleti olmanın gereği ve milli birliğimize katkı sağlayacağı kanaatindeyiz 6. Kendi paramızla aldığımız cami arsasının yıllardır inşaat ruhsatının çıkartılamamasını anlamakta zorlanıyoruz. Bu yüzden camiamız ibadet ve dini hizmet alma noktasında çok ciddi sıkıntılar yaşamakta, prefabrik bir konduda ibadete mahkûm edilmeyi hazmedememektedir. |